Archive for the 'Teknoloji' Category

Saç Dökülmesine Karşı Folixir

Nanoteknolojiyle Saç Dökülmesine Birebir

Nanoteknolojiyle Saç Dökülmesine Birebir

Bu sayfalarda zaman zaman sağlıktan, zaman zaman da teknolojiden bahsediyorum. Bu sefer ikisini bir araya getiren bir ürün ailesiden bahsedeceğim. Sevgili aile dostumuz Prof. Dr. Meral Şaşoğlu‘nun 30 yılı aşkın doktorluk ve akademisyenlik hayatında tedavi ettiği yaklaşık 70 bin hastadan edindiği klinik tecrübeleri, sahip olduğu akademik vizyonu ve engin bilgi birikimini ve nanoteknolojiyi bir araya getirerek geliştirdiği Folixir ürünlerinden…

Folixir Ürün Ailesi

Folixir Ürün Ailesi

Fransa’nın dünyaca ünlü bağımsız laboratuvarı BIOAlternatives- State of the Art Laboratory onayı ve klinik çalışmalarla ispatlanan başarısı Folixir’in diğer ürünlere göre 3 kata kadar daha etkili olduğunu göstermiş. Buna göre,

Klinik testlerde, Folixir Saç Bakım Setini 6 ay düzenli kullanan kullanıcılarının
% 100’ünde saç dökülmesinin önlendiği,
% 92’sinde saç miktarında artış olduğu gözlenmiş.

Saç dökülmesi ve tedavisi‘ne dair oldukça zengin içeriğe sahip Folixir.com‘da “saç nedir ve nasıl gelişir?” sorusundan saç dökülmesinin sebeplerine ve nasıl gerçekleştiğine kadar bir çok konuda detaylı bilgi de mevcut. Folixir ürünlerinin çevrimiçi olarak satın alınmasına da olanak veren site, çok yeni olmasına rağmen, şimdiden saç dökülmesi tedavisi konusunda ciddi bir kaynak olmuş. Saç dökülmesi tedavisi ile ilgili aklınıza takılan her türlü konuyu burayı kullanarak Prof. Dr. Meral Şaşoğlu önderliğinde Novatemed Innoceuticals ekibine iletebilirsiniz.

ELT ve Cospas-Sarsat: Nedir bunlar?

Once bu haberi duyduk,

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekileri taşıyan helikopter dün Kahramanmaraş’ın Çardak Beldesi yakınlarındaki Berit Dağları’na düştü.

Devaminda kaza bolgesine ulasilamadigi haberlerini takiben,

Esas Hava Taşımacılık Turizm ve Ticaret AŞ’ye ait Medair şirketinin kaptan pilotlarından İbanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, helikopterin tam olarak nerede düştüğünü bilmediklerini, yerinin tespiti için ise ne kendilerinde ne de helikopterde düştüğü yeri tespit için sinyal gönderen bir cihaz bulunmadığını söyledi.

Sonrasinda ise her zamanki “uzman” ve “bilirkisi”lerin gulduren yorumlari… Ozellikle de konum belirleme sistemleri ile ilgili. Once cep telefonu ile konum belirlenmesi geldi akillara. Bir de buna eklenen “Kapali bile olsa dinlenebilen cep telefonlarindan nasil konum belirlenemez, aklim almiyor!” (ne ilgisi varsa) benzeri cahilce yorumlar. Zaten, ogrendigim kadariyla, iki GSM hattinin bulundugu uc ayri cep telefonundan alinan sinyallerin gosterdigi bolge 1 km genisliginde ve 30 kilometre uzunlugunda bir alani isaret etmis. Bunun nedeni bolgenin yapisi ve dolayisiyla baz istasyonlarinin sayisi. (Ne kadar cok baz istasyonu o kadar keskin konum belirleme)

“GPS Uzmani” oldugunu soyleyen birinin elindeki arac navigasyon sistemini gostererek, “Helikopterde bundan olsaydi herkes kurtulurdu.” sozleri ve daha onceden “ip adresi denilen email adreslerini çalıyorlar”, “yazilim programi” , “cep telefonunun IMEI denen IP numarasi” gibi sacma soylemleri olan “dernek baskani bir bilgisayar muhendisinin” televizyona cikip, bolgedeki sis ve tipi gibi gorusu ciddi anlamda dusuren hava kosullarini dusunmeden, “Uydudan goruntu alinsaydi konumlari belirlenirdi” gibi iddialarini saskinlikla dinlerken helikopterdeki “olmayan” vericiyi ve Cospas-Sarsat Sistemi‘ni biraz arastirdim. Hakkaten, nedir bu konusulup duran Emergency Locator Transmitter [Acil durumda konum belirten verici] (ELT) cihazlar ve Cospas-Sarsat Sistemi?

Cospas-Sarsat

1979 yilinda, ABD, Kanada, Fransa ve SSCB (Rusya) tarafindan kurulan Cospas-Sarsat, 406 MHz frekansindan yayin yapan vericilerin [hava araclarinda ELT, deniz araclarinda EPIRB (Emergency Position Indicating Radio Beacons) ya da karada kullanim icin PLB (Personal Locator Beacons)] konumlarini uydular ve yer istasyonlari ile belirleyerek arama kurtarma operasyonlarina destek veren bir uydu sistemidir. Uydular ve yer istasyonlari (LUT) tarafindan alinan sinyaller Cospas-Sarsat Gorev Denetleme Merkezleri (MCC) araciligiyla uygun olan arama kurtarma birimine (RCC) iletilir. Aslinda Cospas-Sarsat sistemini kendi sitesinden aldigim figur olayi ozetliyor.

11 Haziran 2005′te acilan Turkiye’deki Gorev Denetleme Merkezi, TRMCC kodu ile Ankara’da bulunuyor.

Cospas-Sarsat’in 406 Mhz (aslinda 406.025 MHz ± 0.005 MHz)’den yayin yapan acil durum vericileri ile calistigini belirtmistim. Acil durum vericilerinin neye benzedigini Wikipedia‘dan aldigim asagidaki fotografta gorebilirsiniz.

Cospas-Sarsat ile uyumlu acil durum vericileri

Karakutular ile ilgili yazimdan hatirlayacaginiz uzere genelde bu tur cihazlar su gecirmeyen ve parlak renklerde malzemelerden uretiliyor. Otomatik (orn. carpisma ile ya da duruma gore suyla temas ile) olarak ya da elle aktive olan cihazin Cospas-Sarsat’a onceden kaydettirilmesi gerekiyor. Cihazin yaydigi sinyallerde cihazin hangi ulkeye ait oldugu, cihaza ozel 15 haneli bir kimlik numarasi,  kurtarilmasi gereken aracin bilgileri (orn. helikopterin kuyruk tescili), ve eger GPS alici varsa, vericinin konumu gibi bilgiler bulunuyor.

Duzelttim: Nokia yazilim guncellemesi ve kaybolan VoIP ozelligi

New software leads to fresh experiences diyen Nokia’ya inanip cem-e61i’nin yazilimini 2.0633.65.01 surumunden 3.0633.69.00′a yukselttim. O gunden beri SIP / VoIP kullanamiyorum. Gercekten taze bir tecrube ;) Ayni sorun N95 kullanirken yazilimini guncelleyen arkadaslarimda da var. Yazilimi guncellenen bazi telefonlarda ise bataryanin cok hizli sekilde tukendigi gozlenmis. Haberiniz olsun.

Duzeltme: http://europe.nokia.com/A4745405?location=communicate5 adresi sagolsun, el ile register edince duzeldi ;-)

Eee Pc ve Bluetooth

Eee Pc ile Windows XP altinda Bluetooth Dial-Up Networking (Cevirmeli Ag Baglantisi) yapabilmek icin mevcut Bluetooth surucusunu kaldirip, Asus Destek‘teki surumu (BlueTooth driver for WIN XP Version V5.1.0.5500) kurmaniz gerekiyor. Biraz buyukce (101.11 MB) bir dosya ama kurulu isletim sistemi ile gelen Bluetooth servislerine bir cok ek getiriyor.

Buradan Google’ci kardeslerime selam ederim ;-)

Yeni bilgisayarım Asus Eee Pc 1000H

Asus Eee Pc 1000H

Evet, nihayet bugün uzun zamandır beklediğim Asus Eee Pc‘ye kavuştum. Neden olduğunu anlamadığım bir şekilde, elektronik mağaza zincirlerinin hiç birinde bulamadığım gibi bu bilgisayarın İnternet dışında bir mağazada satıldığını ilk defa bu haftasonu Ankara’da Mavi Bilgisayar‘da gördüm, ama orada da siyahından kalmamıştı. Zorunlu bir sabır sürecinin ardından Kadıköy’deki Eksen Bilgisayar‘dan Can Bey’den ürünün geldiği haberini aldım. Alırken üzerinde gelen tek slot 1GB Ram’i 2GB ile değiştirdim. Henüz kendisi ile çok vakit geçirmesem de, klavyesinin ufak olması dışında bir eksi görmedim. Şu sıralar üzerinde gelen uygulamaları keşfetmek/kaldırmakla meşgulüm. İlk fırsatta olası alıcılar için bir inceleme yazmayı düşünüyorum.

Google’cılara not: Microsoft Works normal şartlarda kaldırılamıyor. Kaldırmak istediğinizde Works8.msi dosyasının olduğu yeri göstermeniz isteniyor. C:\WINDOWS\Installer dizini içinde MS Works’e ait olan msi dosyasını bulup (benim bilgisayarımda dosya ismi 3531148.msi gibi rakamlardan oluşuyordu.) ismini Works8.msi olarak değiştirmeniz gerekiyor.

Google Android ve T-Mobile G1

MobileOrchard.com‘dan iPhone gelistiricileri icin 5 dk’lik T-Mobile G1 uzerinde Android incelemesi.

Kisa da olsa bu inceleme bize Android ve iPhone platformlarinin oldukca farkli oldugunu gosteriyor. Gordugum kadariyla iPhone icin klavye ne kadar onemsiz ise, Android icin o kadar onemli. Ayrica arkasindaki Open Handset Alliance destegi ile Android, gelistiriciler acisindan cok daha esnek sayilabilir. Ancak bunun, Android’in ticari basarisini normal kullanici acisindan simdiden garantiledigini dusunmuyorum.

Yepyeni Apple’lar

Cevremdeki Apple (iPod, iPhone, Mac Mini, MacBook vs.) sahipleri gunden gune artiyor. Onlar aldikca ben ozeniyorum, ama bir turlu herhangi bir Apple urunu icin kendimi ikna edemedim, hem de bugun e-posta kutuma dusen “Yepyeni MacBook ve MacBook Pro’lar geldi” haberi ile yeni cikan MacBook’lari gormeme ragmen. Zaten iPod’lara da iTunes’dan dolayi gicik kapiyorum.

Dogrusunu soylemek gerekirse, Unix benzeri bir sistem oldugundan Mac OS X‘e sicak bakiyorum. Kullanirken de cicili bicili arayuzleri acayip hosuma gidiyor, genel olarak kolay kolay cokmedigini de biliyorum, ama surekli calismak icin nasil bir isletim sistemi olur,  iste orada suphelerim var. Temel olarak beni Apple’dan sogutan iki etken, donanimlarinin bence haddinden fazla pahali olmasi ve Apple kullanicilarinin para ile satilan uygulamalar icin torrent, rapidshare vb. illegal yollara siklikla basvurmasi. Bunu yapmak istemiyorum. Lisansli Windows’umda genel olarak acik kaynak kodlu ya da freeware uygulamalari seciyorum ancak Apple icin bu tur uygulamalari nasil bulurum, neler vardir en ufak bir fikrim yok.

  • Linux’taki gibi istedigim uygulamayi ve kaynak kodunu bir kac komut ile indirip kurabilecek miyim?
  • Yazilim paket yonetimi nasil? Paketler arasindaki bagimliliklar nasil yonetiliyor?
  • Linux’ta ya da Windows’ta genelde kullandigim uygulamalarin alternatifini bulabilecek miyim?

gibi sorular aklimda. Umarim Apple kullanan birileri bu sorularima yanit verebilir. Herkese Linux’lu gunler dilerim :)

Symbian’a donus

Yaklasik alti senedir cesitli aletlerde fanatikce Palm OS kullanan biriyken, ucuncu parti uygulamalarin azligi, yeni cikan uygulamalarin buyuk bir cogunlugunda Palm OS desteginin olmamasi ve WiFi olmayan yerlerde internete baglanamama gibi sorunlar yuzunden gozum yavas yavas Symbian isletim sistemli akilli telefonlara kaymaya baslamisti. Siemens SX1 yuzunden Symbian ile edindigim unutulasi anilara ragmen, Windows’a olan alerjim ve Linux ile calisan telefon seceneginin Turkiye’de azligi beni Symbian’a, Symbian da beni ilk gordugumde “Boyle kocaman telefonu kim alir ki, insan kulagina goturmeye utanir be!” dedigim Nokia E61i‘ye goturdu. “Hayatimi en cok kolaylastiran alet” sifatini simdilik elinde tutan sevgili cem-e61i (envanterimde boyle gecer) bunyesinde asagidaki uygulamalari da barindiriyor.

Nimbuzz: Jabber, GTalk, MSN ve VoIP destekli anlik mesajlasma uygulamasi
Google Search: Google Istemcisi
CalSyncS60: Telefonun takvimini Google Calendar ile senkronize eden uygulama. Ancak bazi zamansiz girdilere 00:00 saatini atiyor. Bu konuda sikayetciyim sanirim.
Mail for Exchange: Sirket takvimi, maili ve adres defterimi telefon ile senkronize eden uygulama. Bu da gece yarisindan (00:00) sonra devam eden girdilerde, bir sonraki gunun tamamini o girdiye ayiriyor. Bundan dolayi takvim destegini kullanmiyorum.
Expenses: Harcamalari takip uygulamasi
TomTom Mobile: Harici bir GPS alici ile harikalar yaratan navigasyon yazilimi
Y-Browser ve YTools BT Obex: Dosya yoneticisi ve herhangi bir dosyanin Bluetooth ile aktarilmasini saglayan uygulama
Nokia Maps: Su ana kadar test edemedigim Nokia’nin yol planlama ve gosterme uygulamasi
Shoutcast Engine ve S60 Internet Radio: Internet uzerinden yayin yapan radyolari dinlemek icin uygulama. Radyo Fenomen‘den bu dosyayi indirince tadindan yenmiyor.
PuTTY: SSH Istemci uygulamasi
AutoLock: Otomatik tus kilidi uygulamasi (Evet, ilginc. Symbian’da bunun icin ek bir uygulama gerekiyor.)
Gmail: GMail Istemci uygulamasi. Nedense, e-postalar ile gelen eklerin acilmasini beceremedim. Bundan da sikayetciyim.
Google Maps: Google Haritalarini gosteren uygulama. Benim yerimi 10 metre hata ile gosterdi. Korktum. Sonradan anladigim kadariyla GSM baz istasyonu ile birlikte calisarak yer tespiti yapiyor ;-)
Fring: Skype ve diger VoIP hizmetleri istemcisi

Bu uygulamalara ek olarak, uzerinde gelen SIP istemcisi ile sirket santralime dahili olarak baglanabiliyor, e-posta istemcisi ile otomatik olarak e-postalarimi takip edebiliyor ve ag gezgini (ki Nokia bu yonu ile hayli iddiali) ile neredeyse her sayfayi duzgunce goruntuleyebiliyorum.

P.S: Sevgili Burak abim “Ucak modundan normal moda alinca cagri ve/veya mesaj alabilmek icin telefonu yeniden baslatmak gerekiyor” hatasindan bahsetmisti, ben henuz bu hatayi gozleyemedim.

“Cabin crew cross check…”

En az bir defa uçağa binmiş ve dikkatli okurlarıma başlıktaki söz öbeği bir yerlerden tanıdık gelecektir. Uçak kalkışa geçmeden önce son düzlükteyken kabin amiri, o zor anlaşılan ve hafif mırıldanan metalik bir sesle “Cabin crew, slides armed and cross check. (Kabin ekibi, tahliye kaydıraklarını hazır konuma getirin, birbirinizi de kontrol edin.)“, indikten sonra da, “Cabin crew, slides disarmed and cross check. (Kabin ekibi, kaydıraklarla işimiz kalmadı, devreden çıkarabilirsiniz, birbirinizi de kontrol edin.)” der. Peki nedir bu tahliye kaydırakları ve bu kadar önemli bir şey neden otomatik yapılmıyor?

Şeffaf kapağın altında kaydırakların arm / disarm edildiği küçük kol, “Pull (Ziehen)” yazan kol ise, acil çıkışlarda kapıyı açmaya yarıyor.

Tahliye kaydırakları, FAA (Amerika kıtasındaki sivil havacılık idaresi) standartlarına göre kapıların yerden yaklaşık 1,8 metreden daha yüksek olduğu tüm sivil uçaklarda bulunmak zorundaymış. Bunun nedeni, acil bir durumda yolcunun uçaktan atlarken yaralanma ihtimali. FAA standartlarına göre tahliye kaydıraklarının acil durumlarda -53.9 ile 71.11 ºC arasındaki sıcaklıklarda ve 46 km/s hızla esen rüzgar altında kıvrılıp bükülmeden 6 saniyede açılması gerekiyormuş. Yolcu güvenliği açısından bu kadar önemli olan bu sistemin elle devreye sokulmasındaki temel amaç, “arızaya karşı güvenli” yani mümkün olduğunca mekanik olmasını sağlamak. Hatta bazı uçakların bazı kapıları sadece acil çıkış amaçlı tasarlandığı için daima “Slides Armed” konumda tutuluyormuş.
Kalkıştan hemen önce kabin amirinden gelen hatırlatma ile kabin görevlileri kaydırakları hazır konuma getiriyor. Acil bir durumda, kaydıraklar armed iken acil çıkış kolu kaldırıldığında/ çekildiğinde kapı kilidi açılıyormuş. Kapı bu konumdayken dışarı doğru ittirildiğinde, acil çıkış sistemi etkinleşiyor, kapıyı açıyor ve kaydırak otomatik olarak dışarı doğru şişmeye başlıyormuş. ( Bu kısmın hep -mış, -muş olarak kalması dileğiyle ;) )

Açılmış bir tahliye kaydırağı

İnişten hemen sonra ise kaydıraklar, havayolları şirketlerine hatrı sayılır bir masraf yaratan “kaydırakların yanlışlıkla açılması“nı engellemek için devre dışı bırakılıyormuş (disarm). Hatta bu problemin önüne geçmek için, kaydırakların aktif olduğunu sesle hatırlatan sistem bile kullanılmaya başlanmış. Uçağın kapıları dışarıdan açıldığında kaydırakları otomatik olarak devre dışı bırakan bir sistem bulunuyormuş.
Kabin amirinin sesini duyduğunuzda beni hatırlamanız dileği ile herkese acil çıkışsız, kaydıraksız, tahliyesiz yolculuklar dilerim ;)
Not: Kaydırağı arm/disarm eden kolu gösteren fotoğrafı bir IATA (Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği) sunumundan, Açılmış tahliye kaydırağı fotoğrafını ise Air&Space Smithsonian Magazine 2007 Ekim-Kasım sayısından aldım.

Not2: Değerli okuyucum “k.m” bu anonsu pilotun değil kabin amirinin yaptığını hatırlattı. gerekli düzeltmeyi yaptım, kendisine teşekkürlerimi sunuyorum.

FM Vericili Mp3 Çalar

Son günlerde ucuzlayan fiyatlarıyla FM vericili mp3 çalar’lar ilgimi çekiyordu. Daha önce duymayanlar için şöyle özetleyeyim. 30-35 YTL’ye satılan, içine SD kart takıp (kendinden hafızalı olanlar ya da USB belleğinizi takabileceğiniz USB girişli modeller de var.) üzerinden 87,5 ile 108 Mhz arasında istediğiniz bir FM frekansını seçip, arabanın radyosundan mp3′lerinizi dinleyebileceğiniz bir alet. Dün akşama kadar bu kadar farklı markalar olduğunu (Aprotech, Digimax, Modacar, Piranha, Rexpo, Sunny, Teknonem) da bilmiyordum. Kuzenim Emin ile akşam Çukurambar’daki Mavi Bilgisayar‘a gittik. Daha önceden Hepsiburada‘dan okuduğum yorumların (bu aletlerin neredeyse tüm FM frekanslarının dolu olduğu büyük şehir merkezlerinde cızırtı yaptığını duymuştum) ışığında, sadece Teknonem markasına ait ürünlerin olduğu stand’ın önünde bekleyen görevliye “Bunların en güzeli hangisi? Hangisi cızırtı yapmıyor?” dedim. Satıcının “Abi, en güzeli bu, cızırtı yapmıyor, dijital göstergeli ve oynar başlıklı(ayarlanabilir gösterge açısından bahsediyor), isterseniz deneyelim?” teklifini kabul ederek, alete SD kartımı takıp, radyodan dinlemeye “çalıştık“. Resmen çalıştık çünkü önce sadece 88.1 Mhz’de en az cızırtıyı veren alet, bir iki dakika içinde orada da kabul edilemez bir gürültü seviyesi ile bizi selamladı. Mavi Bilgisayar’a gitmeden yolda boş olduğuna karar verdiğim 87.5 Mhz’de bile cızırtı barizdi. Hem de arabanın antenini de çıkartıp yaptığım denemelere rağmen. Satıcıya göre “araba durduğu için” cızırdıyordu. Üstüne üstlük, her kart ile de çalışmayan alet, benim kartımdaki üçüncü şarkıyı “Bilgi Hatası!” benzeri bir mesaj ile çalmayı reddetti. Satıcının “Abi, sizin karttaki şarkı bozuk?” şeklindeki sorusuna karşılık, başımı iki yana sallayarak kendisi ile aynı fikirde olmadığımı belirttim. Satıcıya yardımları ve ilgisi için teşekkür edip, bir ürün alırsak mutlaka kendisini bulacağımızı ifade ederek (satış üzerinden prim alıyorlarmış), yanından ayrıldık.

Not: Birileri Google’dan mp3, çalar, fm, verici gibi bir şeyler aratırsa, buradan bulsun. Özetle, henüz bu tür aletlerin işe yarar bir çözüm sunduklarını düşünmüyorum.

Ek 1: İngilizce Wikipedia’dan ilgili bağlantı

Next Page »