Archive for August, 2007
Belediye ve su kesintisi.
Belediyelerin genel tavrı, biraz da oy kaygısı ile, su ve kanalizasyon alt yapısı gibi “görünmeyen” hizmetler yerine konser, havuz, park, kaldırım ve köprü gibi “göz boyayan” hizmetleri gerçekleştirmek.
Su kesintileri o kadar moralimi bozuyor ki, bir sonraki yerel seçimlerde havuz, park, kaldırım ve konser yerine, alt yapıya ve suya önem vereceğini söyleyen belediye başkan adayı için çalışmaya karar verdim.
Suya doyana kadar…
Ankara’daki su sıkıntısını bilmeyen yoktur sanırım. Bugun NTVMSNBC’deki bu haber beni daha da mutsuz etti. Haberin en önemli kısmı ise sanırım şurası;
ASKİ Genel Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, Demetevler’de Ankara’ya su aktaran 2 metre 20 santimetre çapındaki ana borunun patladığı, hattın onarım çalışmalarına hemen başlandığı vurgulandı. Açıklamada, patlayan borunun tamirinin 24-36 saat süreceği belirtilerek, tamiratın bitmesinin hemen ardından barajdan kesilen suyun İvedik Arıtma Tesisleri’ne verilmeye başlanacağı, bu suyun tesislere ulaşmasının da 36 saat süreceği vurgulandı.
Bu durumda Ankara’ya üç gün boyunca hiç su verilemeyecek. ASKİ açıklamasında, “Bu sürelerin sonunda tüm Ankara doyana kadar kesintisiz su verilecek. Daha sonra da kesinti programına devam edilip edilmeyeceğine karar verilecek” denildi.
“Tüm Ankara doyana kadar”mış… Acaba ASKİ Genel Müdürlüğü, kişi başı kaçar litre ile doyacağımızı öngörüyor?
Isparta Kebabı ve Üzüm Hoşafı
Yıllık izindeyken çektiğim fotoğraflara göz atarken, size bahsetmeyi planladığım, Isparta’ya has, müthiş bir yemeği hatırladım: Isparta Kebabı ve Üzüm Hoşafı…
Tadı şimdiye kadar yediğim hiç bir Tandır Kebabı’na benzemeyen Isparta Kebabı, ortasında yuvarlak bir çukur bulunan özel bir fırında pişiriliyor. Fırının ortasındaki çukurda is ve alevi olmayan özel meşe odunu ve çalı köklerinden bir ateş yakılıyor. Tuzlanmış ve temizlenmiş (mevsimine göre) kuzu, koyun, oğlak ve erkeç (erkek keçi) etleri uzun bir demir şişe geçirilerek fırına veriliyor. Şişlerin üst kısımları fırının duvarına yaslanıyor, alt kısımları ise ateşin çevresine yerleştirilen tavalara oturtuluyor. Ateşin etkisiyle kızaran etlerden damlayan yağlar tavalara dökülüyor. İşin ustaları etin bütün “zararlı” yağlarının bu aşamada gittiğini belirtiyor. Etler kızardıktan sonra, şişlerin oturtulduğu tavalara su dolduruluyor ve suyun buharının da etkisiyle etlerin içlerinin de yumuşacık pişmesi sağlanıyor. Bundan daha “lokum gibi bir et” hayatımda yemedim desem yalan söylemiş olmam. Toplam pişirme işlemi yaklaşık üç saat sürüyor. Bir saatlik bir dinlendirmeden sonra yaklaşık dört saatlik bir emek sonunda etler yaklaşık 200gr.’lık porsiyonlar halinde geleneksel bakır tabaklarda servise hazır hale geliyor. Isparta Kebabı’nın yanına en yakışan şey ise ne ayran, ne kola, ne de Fanta. Bakır bardaklarda sunulan buz gibi bir üzüm hoşafını bir kez içenlerin ne demek istediğimi anlayacaklarına eminim.
Isparta’da kebabı şanına yakışır şekilde yapan sayılı yer bulunuyor. Bunların içinde, Ferah Kebap Salonu (0246.2181270), Hacıbenlioğlu, Kervansaray Restaurant-Gökçay’ı ve Kebapçı Kadir’i (0246.2182460) tercih edebilirsiniz.
![]()
![]()
![]()
![]()
Not: Bu kebabın tadını bildiği için şu anda yutkunanlardan özür diliyorum. Emin olun, ben bu yazıyı yazarken sizden daha beter bir haldeydim.
Yemek.Nâme
Türkiye’nin ilk ve tek sanal yemek dergisi Yemek.Nâme‘yi sizlere duyurmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Sadece tarifler değil, yemeklerin sunumu da, şüphesiz, para ile satılan bir çok yemek dergisinden daha iyi olmuş. Tabi, burada kendime de ufacık, minicik bir pay çıkarmak isterim
Derginin Ağustos 2007 sayısında ablamdan “Işıl Işıl Menüler” başlığı altında Gazpaço, Patlıcanlı Pilav ve Şeftalili Crumble yanında benden bir kaç fotoğraf bulacaksınız.
Projeden bahsettiğim herkesin aklında bir soru kalıyor, onu da siz sormadan ben söyleyeyim: Evet, fotoğraf çekimi bittikten sonra o yemeklere dalıyoruz!
Bir de sevgili ablam yemekleri hazırlayıp İstanbul’a döndüğü için hepsini ben yedim
Herşey bir yana, sevgili Devletşah ve eşinin yaratıcı fikirlerinden ve fikirlerini hayata geçiriş tarzlarındaki profesyonellikten etkilenmemek elde değil. Umarım derginin gelecek sayılarında da minicik de olsa bir katkım olur.
Comments(1)





